İZMİR BAROSU YALNIZ DEĞİLDİR!
İZMİR BAROSU YALNIZ DEĞİLDİR!
İzmir Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri hakkında, Avukatlık Kanunu'nun kendilerine yüklediği görev ve sorumlulukları yerine getirdikleri için fezleke düzenlenmiş ve soruşturma başlatılmıştır.
Başlatılan soruşturma;
1) 19 Mart olaylarının ardından tutuklanan ve kapatıldıkları Menemen Cezaevi'nde darp edildikleri yönünde beyanlarda bulunan gençlerin durumunu raporlaması ve bu konuda kamuoyunu bilgilendirmesi nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla,
2) Kırıklar Cezaevi'ndeki hak ihlallerini raporlayıp kamuoyuyla paylaşması nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla,
3) 19 Mart olayları sonrasında demokratik ve anayasal haklarını kullanarak gerçekleştirilen yürüyüşlere katılmaları nedeniyle 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet ettikleri iddiasıyla
yürütülmektedir.
Barolara Avukatlık Kanunu tarafından verilen insan haklarını koruma ve savunma yükümlülüğünün suç ve ceza konusu haline getirilmesinin hukuki ve vicdani herhangi bir dayanağı bulunmamaktadır.
Baroların hak ihlallerini raporlayamadığı, kamuoyunu bilgilendiremediği, hukuka aykırılıkları görünür kılamadığı, demokratik ve anayasal haklarını kullanarak barışçıl toplantı ve gösterilere dahi katılamadığı bir düzenin adı, hukuk devleti değil ancak otoriter bir yönetim anlayışı olabilir.
İzmir Barosu; tarihin en kritik dönemlerinde her zaman hukukun, demokrasinin ve özgürlüklerin yanında durarak biat etmemiş bir barodur. Bugün ise yurttaşın en temel haklarını savunduğu için soruşturulmakta ve sanık sandalyesine oturtulmak istenmektedir.
Bu girişim yalnızca İzmir Barosu'na değil tüm barolara, tüm avukatlara, savunma mesleğine ve hukuk devletine yöneltilmiş bir girişimdir.
Bizler bu hukuksuzluğa ve adaletsizliğe karşı tüm gücümüz ve desteğimizle İzmir Barosu'nun yanında olduğumuzu duyuruyor, savunmanın ve avukatlık mesleğinin onurunun hiçbir koşulda teslim alınamayacağını bir kez daha vurguluyoruz.