Düşünce ve İfade Özgürlüğü Demokratik Toplumun Temelidir
Komedyen Deniz Göktaş hakkında sahne performansında kullandığı ifadeler nedeniyle soruşturma başlatılması ve ardından gözaltına alınması, düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırları bakımından kamu vicdanını yakından ilgilendiren bir gelişmedir.
Anayasa'nın 26. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi, yalnızca toplumun benimsediği, hoş karşılanan veya zararsız bulunan düşünceleri değil; rahatsız eden, sarsan, eleştiren, mizah yoluyla sorgulayan ve kimi kesimlerce incitici bulunabilecek düşünce açıklamalarını da koruma altına almaktadır. Demokratik toplumların ayırt edici özelliği de tam olarak budur.
Mizah ve hiciv, yüzyıllardır toplumsal eleştirinin en güçlü ifade biçimlerinden biridir. Bir komedi gösterisinde kullanılan ifadelerin cezai soruşturmanın ve gözaltı tedbirinin konusu haline getirilmesi, ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı ve baskıcı bir etki yaratma tehlikesi taşımaktadır.
Elbette ifade özgürlüğü mutlak değildir. Ancak bu özgürlüğe yönelik müdahaleler; demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun, zorunlu, ölçülü ve istisnai nitelikte olmalıdır. Ceza hukuku, düşünce ve sanat alanına müdahalenin ilk değil, en son başvurulacak aracı olmalıdır.
İfade özgürlüğünü korumak; söylenen her söze katılmak anlamına gelmez. Asıl mesele, katılmadığımız, sert bulduğumuz veya rahatsız olduğumuz düşüncelerin de hukuk güvencesi altında olup olmadığıdır. Hukuk devleti, tam da bu noktada sınanır.
Bursa Barosu olarak; soruşturma ve koruma tedbirlerinin temel hak ve özgürlükler üzerinde baskı aracına dönüşmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor; Anayasanın 26. Maddesindeki ifade özgürlüğünün, 27. maddesindeki sanat özgürlüğünün ve eleştirel düşüncenin demokratik toplumun vazgeçilmez unsurları olduğunu vurguluyoruz.
Hukukun üstünlüğünü, temel hak ve özgürlükleri ve demokratik toplum düzenini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
BURSA BAROSU BAŞKANLIĞI