HAK SAVUNUCULUĞU SUÇ DEĞİLDİR
Son günlerde hak temelli faaliyet yürüten bazı sivil toplum kuruluşları ile hak savunucularına yönelik gerçekleştirilen arama, gözaltı ve tutuklama işlemlerini; internet siteleri ve sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerini kaygıyla takip ediyoruz.
Hukuk devletinde suç isnatları somut olgulara dayanmalı, kişiselleştirilmeli ve bağımsız yargı mercilerince adil yargılanma güvenceleri içinde değerlendirilmelidir. Bir kişinin kimliği, düşüncesi, belirli bir toplumsal kesimin haklarını savunması veya hukuka uygun biçimde örgütlü faaliyet yürütmesi tek başına suçlama konusu yapılamaz.
Kamuoyuna yansıyan bilgilerden, yürütülen soruşturmalar kapsamında LGBTİ+ hakları alanında çalışan bazı derneklerin merkezlerinde ve hak savunucularının konutlarında aramalar yapıldığı, çok sayıda kişinin gözaltına alındığı ve bazı kişiler hakkında tutuklama kararı verildiği anlaşılmaktadır. Münferit suç isnatları ile derneklerin hukuka uygun faaliyetleri ve hak savunuculuğu çalışmaları birbirine karıştırılmamalı; soruşturmalar belirli bir toplumsal kesimin bütünüyle suçla ilişkilendirilmesine, damgalanmasına veya hedef gösterilmesine yol açacak şekilde yürütülmemelidir.
Bu gelişmelere tepki göstermek ve gözaltına alınanlarla dayanışmak amacıyla düzenlenen barışçıl eylemler sırasında çok sayıda kişinin gözaltına alınmış olması da kaygımızı artırmaktadır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, Anayasa'nın 34. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesi kapsamında güvence altındadır. Barışçıl bir eyleme katılmak veya basın açıklaması yapmak tek başına gözaltı nedeni hâline getirilemez.
Arama, el koyma, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin kanuni, gerekli ve ölçülü olması; cezalandırma veya temel hak ve özgürlükler üzerinde caydırıcı etki yaratma aracına dönüşmemesi gerekir. Soruşturma süreçlerinde masumiyet karinesine, lekelenmeme ve savunma haklarına titizlikle uyulmalıdır.
LGBTİ+ bireylerin insan onuruna yaraşır, ayrımcılıktan ve şiddetten uzak bir yaşam sürme hakkı, evrensel insan haklarının ayrılmaz bir parçasıdır. Anayasa'nın 10. maddesinde güvence altına alınan kanun önünde eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı uyarınca kişilerin cinsel yönelimleri veya cinsiyet kimlikleri nedeniyle ayrımcı muameleye tabi tutulması; eşitlik ilkesi ile Anayasa'nın 17. maddesinde korunan kişinin maddi ve manevi varlığı ve insan onuruyla bağdaşmaz. Hak savunucularının özgür ve güvenli bir ortamda çalışabilmesi ve kişilerin hak ihlallerine karşı barışçıl biçimde seslerini duyurabilmesi demokratik ve çoğulcu toplumun gereğidir.
Bursa Barosu olarak soruşturmaların temel hak ve özgürlüklere, masumiyet karinesine, ölçülülük ilkesine ve adil yargılanma güvencelerine uygun biçimde yürütülmesi gerektiğini hatırlatıyor; insan haklarını savunmanın, hukuka uygun örgütlü faaliyet yürütmenin ve barışçıl biçimde açıklama yapmanın suç olmadığını kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.
BURSA BAROSU BAŞKANLIĞI