Bursa Barosu Başkanı Öztosun: “Bize düşen 30 Ağustos'un neyi temsil ettiğini anlamak ve onun mirasına sahip çıkmaktır”
Bursa Barosu yönetimi ve avukatlar 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı, Bursa Adalet Sarayı Atatürk Anıtı önünde kutladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan törende Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, Atatürk Anıtı'na çelenk sundu. Törene katılan meslektaşlarına hitaben konuşan Öztosun, “Bize düşen 30 Ağustos'un neyi temsil ettiğini anlamak ve onun mirasına sahip çıkmaktır” dedi.
Öztosun şöyle konuştu:
“Kederli denizlerin ve nehirlerin; yıllardır sürülmemiş, ekin vermez, çiçek açmaz toprağın; çöp gibi kalmış çocuk boyunlarıyla dolu şehirlerin bahtını değiştirecek bir adam, 13 Kasım 1918 günü İstanbul Limanı'na demirlemiş emperyalist donanmaya bakar ve yalnızca üç kelime söyler: Geldikleri gibi giderler!
Bu üç kelimede, bugün kimilerinin alternatif tarih anlatılarıyla unutturmaya, görmezden gelmeye çalıştığı müthiş bir kararlılık vardır. Bir milletin kaderini değiştirecek irade vardır. Bağımsızlık vardır.
Ve henüz ortada bir ordu, bir Meclis, hatta örgütlenmiş bir direniş bile yokken zafere duyulan sarsılmaz bir inanç vardır.
İşte bu kararlı cümlenin sahibi, Anadolu'yu ilmek ilmek örgütlemeye başlar.
Önce Samsun'da yakar umudun ve direncin ışığını.
Erzurum'da: 'Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz' der.
Ardından Sivas'ta manda ve himayeyi reddeder.
Ve bir milletin önüne iki seçenek koyar: 'Ya istiklal ya ölüm!'
Sonra yüzyılların karanlığını bir bir delmeye başlar.
23 Nisan'da egemenliği, köhnemiş bir saray düzeninin elinden alıp milletin kendi ellerine verir.
Millete: 'Egemenlik senindir!' der… 'Al, parçala sana biçilen bu deli gömleğini. Kendi kaderini kendin tayin et.'
Ve 13 Eylül 1921'de Sakarya'da:
'Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır' diyerek bir savunma hattından çok daha fazlasını tarif eder.
O satıh Anadolu'dur. O satıh bağımsızlıktır. O satıh, bir milletin teslim olmayacağını haykırdığı vatandır.
Ve bu millet; umutla, inançla, dirençle yener yüzyıllardır üzerine çöken o makûs talihi.
Sonra takvimler 30 Ağustos 1922'yi gösterir.
Gazi Mustafa Kemal in 'Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!' emriyle Mehmetçik emperyalizmin Anadolu'yu parçalamak için kullandığı işgal ordusunun üzerine yürür.
O müthiş ve mukaddes macerada en önde, en ön safta şahlanarak yürür.
Toprak olur. Rüzgâr olur. Başkomutanının emriyle koşar. Yağmur olur, Akdeniz'e yağar.
Ve İzmir'in dağlarında her bahar yeniden açan, sonsuzluğa uzanan çiçeklere dönüşür.
İşte bu yüzden, sevgili meslektaşlarım; Ne yaparlarsa yapsınlar bize bu zaferi unutturamazlar.
Kurtuluş Savaşı'nı unutturamazlar. Dumlupınar'ı, Sakarya'yı, Kocatepe'yi unutturamazlar.
Ve elbette Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü unutturamazlar. Çünkü Mustafa Kemal yalnızca tarihin belirli bir döneminde yaşamış büyük bir komutan değildir. O, bizim karanlığı delen yıldızımızdır.
O, aklın dogmaya; bilimin cehalete; yurttaşlığın kulluğa; millet egemenliğinin saray egemenliğine ve bağımsızlığın emperyalizme karşı ayağa kalkışıdır. Ve en önemlisi, Mustafa Kemal bir fikirdir. “Nâçiz vücudu” elbet bir gün toprak olmuştur. Ama bize bıraktığı düşünce; akılla ve bilimle yoğrulmuş, tam bağımsızlık ülküsüyle donanmış bir fikirler bütünüdür. Vücutlar ölür. Fikirler ölmez. Hele aklın, bilimin, özgürlüğün ve bağımsızlığın ışığını taşıyan fikirler hiç ölmez. Öldürülemez.
Çünkü onlar, en koyu karanlıkta bile yeniden ortaya çıkar; karanlığı deler ve bir milletin yolunu yeniden aydınlatır. Bugün bize düşen de yalnızca 30 Ağustos'u anmak değildir.
Bize düşen, 30 Ağustos'un neyi temsil ettiğini anlamak ve onun mirasına sahip çıkmaktır.
Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu savunmaktır.
Tam bağımsızlıktan vazgeçmemektir. Cumhuriyet'e sahip çıkmaktır. Aklı ve bilimi rehber edinmektir.
Ve hangi koşul altında olursa olsun, bu ülkenin kaderinin başkaları tarafından yazılmasına izin vermemektir.
Çünkü 30 Ağustos bize şunu öğretmiştir:
'Bir millet kendi kaderine sahip çıktığında, ona biçilen hiçbir esaret gömleği sonsuza kadar üzerinde kalamaz.'
Selam olsun Dumlupınar'a. Selam olsun Kocatepe'ye. Selam olsun Sakarya'ya…
Selam olsun vatan, namus ve istiklal uğruna kanını bu toprağa döken Mehmetçiğe…
Selam olsun bağımsızlık uğruna toprağa düşen bütün kahramanlarımıza…
Ve selam olsun, bir millete yalnızca nasıl savaşılacağını değil, nasıl bağımsız, özgür ve onurlu yaşanacağını da gösteren Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e…
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
Yaşasın Cumhuriyet. Yaşasın tam bağımsız Türkiye…”