Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilişi basın açıklaması
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gerçekleştirdiği köklü değişiklikler içerisinde en önemli değişiklik olan Medeni Kanun 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilmiştir.
Medeni Kanun'un kabulü, başta kadınların toplumdaki konumu, yaşantısı ve hakları ile ilgili önemli devrimlerin başlangıcı olmuştur. Laiklik ilkesi Anayasaya'mızda dahi 1937 yılında ifade edilmişken, Türk Medeni Kanunu laiklikle birlikte, kadın erkek eşitliğini, kadın ve erkeğin özgür, eşit yurttaş olduğunu, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması ilkelerini hukukumuza yerleştirmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun kabulü ile sosyal alanda eşitlik anlayışının temeli atılmış ve kadınlar o zamana kadar sahip olmadıkları haklara kavuşmuştur. Kadın-erkek eşitliği yasalarla korunmuş, evlilikte resmi nikah ve erkekler için tek eşlilik zorunlu hale getirilmiştir. Kadınların istedikleri meslekleri yapabilmelerinin önü açılmış, kadınlar miras ve boşanma konularında erkeklere tanınan haklara sahip olmuş ve mahkemelerde tanıklık yapabilme hakkı tanınmıştır. Türk Medeni Kanunu'nun kabulü eşitlik ve özgürlük yolunda atılan en önemli adım ve uygarlığın anıtıdır.
Türk Medeni Kanunu sayesinde kadınlar toplumda özgür bireyler olarak yer alabilseler de; kanun, kadını engelleyen, baskı altında tutan, yok sayan, yetersizlik yükleyen gerici zihniyetin odak noktası olarak dolaylı ve direkt saldırılara maruz kalmakta ve kanunun özüne, ruhuna aykırı değişiklikler yapılması gündeme getirilerek içi boşaltılmaya çalışılmaktadır.
Ne yazık ki kadınların insan haklarını koruma altına alan İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılmış olması, Türk Medeni Kanunu'yla ve 6284 sayılı Yasa ve Uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan kadın hakları kazanımlarını ortadan kaldıracak düzenlemelerinin yapılacağının kamuoyunda sürekli olarak gündemde tutulması, nafaka hususunda kadının insan haklarına aykırı açıklamalar yapılması, laik ve bilimsel eğitimden uzaklaşılması, toplumsal cinsiyet eşitliğine aykırı açıklamaların desteklenmesi, kadını özgür birey olarak görmeyen, kadının haklarını ve insanca yaşamını sınırlandıran zihniyetin oluşmasına yol açan politik uygulamalar vb. nedenler, Türk Medeni Kanunu ile uygar bir hukuk devleti olma yönünde atılmış olan adım ve kazanımları baltalamakta, kadınların günümüze kadar kazanmış olduğu haklarını yok etmekte ve kadınların şiddete maruz bırakılmasının önü açılmaktadır.
Uygar bir devlet ve toplum refahı için, Türk Medeni Kanunu, 6284 sayılı Kanun, Uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan kadın haklarının tüm kurum ve kuruluşlarla eksiksiz uygulanması, Aile Hukuku ve kadına karşı şiddet alanlarında uzlaşma ve arabuluculuk uygulamalarının kabul edilmemesi, nafaka konusunda yasal bir değişiklik yapılmaması ve İstanbul Sözleşmesinin yeniden yürürlüğe alınması gerekmektedir. Bununla birlikte yasalar yapılırken ve uygulanırken, devlet Barolar ile istişare halinde olmalıdır. Eğitim sisteminden, yazılı ve görsel medyada kullanılan dile, televizyon dizilerinden, kadının istihdamına kadar her alanda, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılıkla mücadele etmek devletin temel politikası haline gelmelidir. Yetkililerin sorunlara dair uzun soluklu ve kalıcı politikalar üretmesi, mevcut kanun ve düzenlemelerin uygulanması gerekliliğini kabul etmesi ve bu yönde azami çabayı göstermesi gerekmektedir. Mevcut uygulamalara ve sahip olduğumuz haklara yönelik saldırılar, kanunların özüne aykırı değişiklikler, hatalı politikalar toplum olarak gelişmemizi yavaşlatmaktadır.
Cumhuriyet tarihimizin hukuk alanındaki en büyük devrimi olan Medeni Kanun, şüphesiz ki yürürlüğe girdiği günden bu yana milyonlarca kadının hayatını ve bir ülkenin yapısını değiştirerek ülkemizin uygar bir hukuk devleti olmasını sağlamıştır.
Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilişinin 96.yılını kutluyor; Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak, Cumhuriyetle birlikte günümüze kadar elde ettiğimiz kadın kazanımlarını korumaya, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için cinsiyetçi zihniyetle mücadele etmeye, toplumun her alanında kadınların eşit haklara sahip olması ve kadının insan haklarının sağlanması yönündeki mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.
BURSA BAROSU KADIN HAKLARI MERKEZİ