Bursa Barosu, Can Atalay eyleminde

Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, başkan yardımcısı Av. Aslı Evke Yetkin ve yönetim kurulu üyesi Av. Umut Mısır, benzer durumdaki AYM kararlarına uyulmayarak, Av. Can Atalay'ın milletvekili olmasına rağmen tutuklu olduğu cezaevinden tahliye edilmemesini protesto etmek için İstanbul Barosu önünde yapılan eyleme katıldı. Eylemde bir konuşma yapan Av. Metin Öztosun “Nazım 'davet' şiirinde 'yok edin insanın insana kulluğunu' diyor ya… İşte insan, insana kulluk etmemek için hukuku icat etti. Ama hukukun gerçekleşebilmesi için de demokrasiyi… Onun olmazsa olmaz kavramı olarak da elbette laikliği… Tabii ki demokrasinin de türlü zaafları ve hataları var. En önemli zaafı da düşmanlarına bile fırsat tanıması. Ancak bu bile demokrasiyi kötülemeye yetmiyor. Biz biliyoruz ki demokrasinin bütün hastalıkları da daha fazla demokrasi ile tedavi edilir” dedi.
“O yüzden biz avukatlar hukukun üstün olması için demokrasi olmadan olmaz diyoruz. Çünkü demokrasi yoksa hukuk gücün elinde araçsallaşıyor. Tıpkı bugün olduğu gibi” diye devam eden Öztosun, şunları söyledi:
“Ülkemizde iğdiş edilmiş sadece sandığa hapsedilmiş sözde bir demokrasi var. Çünkü demokrasi söz söyleyen itiraz eden hak arayan sivil toplum demek, etkin sendikalar demek, çekinmeden yazan nalına mıhına vuran basın demek... Maalesef ki bunların etkinliği yok edildi bugün, o yüzden bir gerçek demokrasiden söz etmek mümkün değil… O olmayınca da gerçek bir hukuk düzeninden ve hukukun üstünlüğünden de söz edemiyoruz. Bunlar gerçekleşmeyince de ne toplumsal barış, ne toplumsal refah, ne toplumsal bir ilerleme kaydediyoruz. Aksine dibe doğru, içine doğru çöken bir sistemin içindeyiz. Bunun yansımaları açıkça her yerde görülüyor. Herkesin ne kadar fakirlediğine bakın. Herkesin gelecek umudunun nerelerde olduğuna bir bakın.
İşte bugün de, hukuk ve demokrasi mücadelesi verirken haksız ve hukuksuz bir şekilde özgürlüğü elinden alınan Can Atalay için buradayız. Üstüne üstlük milletin egemenliğini ağzına pelesenk etmişlerin yine milletin iradesini gasp etmeleri sonucu milletvekilliğine kavuşamadı Can... Oysa ki YSK seçilmesinde bir engel görmemişti. Oysa ki AYM benzer durumlarda tahliye kararı verilmesi gerektiği kararını vermişti. Hala Can Atalay'ın yemin ederek göreve başlaması engelleniyor. Oysa ki Can seçilirken sadece tutukluydu, sadece tutuklu, sadece tutuklu, sadece tutuklu, sadece tutuklu... Daha ne kadar söylemek gerekir bilmem ama...
Sözlerimi yolda uyarladığım bir şiirle bitiriyorum:
Biz itiraz eder, itirazı severiz; Biz mahcup ve onurlu çocuklarız
Başımızı kaldırıp bir bakmayız; Hediye kabilinden haram lokmalarınıza
Çünkü siz köhne rüyalarınızda yaşar durursunuz
Çünkü siz bizim kanatlandırdığımız güvercinleri gözlerinden vurursunuz
Çünkü siz ekmeğin hamurunu, aşkın hamurunu çamurdan yoğurursunuz
...
Ruhumuzun içinde kar yağar sizin yüzünüzden /Anamızdan doğduğumuzdan beri
Biz belki yangında koşuyu kaybeden atlarız /Biz belki koşu bittikten sonra da koşan atlarız
Ama siz kalbe hançer gibi giren /Ama siz kalpten ağaç gibi çıkan
Ama siz bize şahdamarımızdan yakın /Ama siz yüzükler içindeki kan
Ama siz tertemiz inançların sedef kabuğunu / Kan emici yarasalarla kıran
Bununla beraber hiç üzülmediğinizi biliyoruz
Ama gün gelecek gölgelerimizle ruhlarınıza uzanacağız
Ve her gece saat beş sularında sizi /Vicdanlarınızın içinde bekleyeceğiz…”