BASIN AÇIKLAMASI: TÜRK MEDENİ KANUNU'NUN 100. YILINDA EŞİT YURTTAŞLIK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELEMİZ SÜRÜYOR!

BASIN AÇIKLAMASI: TÜRK MEDENİ KANUNU'NUN 100. YILINDA EŞİT YURTTAŞLIK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELEMİZ SÜRÜYOR!
Değerli Basın Mensupları ve Kıymetli Kamuoyu,
Bugün, Türkiye hukuk tarihinin en büyük toplumsal dönüşüm belgesi olan Türk Medeni Kanunu'nun kabulünün 100. yıl dönümünü kutlamak ve bu asırlık kazanımın kararlı savunucuları olduğumuzu ilan etmek için bir aradayız. 17 Şubat 1926'da hayata geçen bu yasa; kadınların yüzyıllardır süregelen "birey olma" mücadelesinin ve bağımsız varlık gösterme iradesinin hukukla tescilidir. Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak, 100 yıl önce gerçekleşen bu devrimin tarihsel sorumluluğunu omuzlarda taşıyor; bu kazanımların birer lütuf değil, kadınların tırnaklarıyla kazıyarak elde ettiği birer hak olduğunu bir kez daha haykırıyoruz.
Osmanlı'dan bugüne ilmik ilmik örülen kadın hareketinin bu kararlı duruşu, Cumhuriyet'in kurucu iradesi ve Mustafa Kemal Atatürk'ün "eşit yurttaşlık" vizyonuyla birleşerek Medeni Kanun devrimini doğurmuştur. Atatürk'ün "Bir toplumun yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer yarısının göklere yükselmesi mümkün değildir" sözüyle işaret ettiği o zincirler, 100 yıl önce bu yasayla hukuken kırılmıştır. Çok eşliliğin yasaklanması, resmi nikahın zorunlu kılınması, mirasta ve şahitlikte eşitliğin sağlanmasıyla kadın, ikincil bir figür olmaktan çıkıp devletin ve toplumun "eşit yurttaş" kimliğine kavuşmuştur. Böylelikle aile yapısı demokratikleşmiş ve birey hakları, toplumsal düzenin temel direği haline gelmiştir.
Ancak madalyonun diğer yüzüyle de yüzleşmek zorundayız. Yasalar önünde sağlanan bu eşitlik, ne yazık ki yüz yıllık süreçte hayatın her alanına nüfuz edememiştir. Medeni Kanun'un getirdiği haklar, yüzyıllardır kök salmış olan ataerki duvarına çarpmaktadır. Ataerkil zihniyet; bugün hala kadınların yaşam tarzlarına, kıyafetlerine, miras paylaşımına, kariyerlerine ve hatta boşanma kararlarına müdahale etme cüretini kendinde bulmaktadır. Bizler biliyoruz ki; yasada yazan eşitlik; sokakta, evde, iş yerinde ve yargılama pratiklerinde karşılık bulmadığı sürece bu devrim tamamlanmış sayılmaz.
Son yıllarda; nafaka hakkının kısıtlanmasından aile hukukunda getirilmek istenen arabuluculuk sistemine, kadınların soyadı hakkından yargılama süreçlerine kadar Medeni Kanun ile elde ettiğimiz kazanımlara yönelik sistematik saldırılara tanık oluyoruz. Bu girişimler; ataerkinin hukuk yoluyla yeniden tesis edilme çabasından başka bir şey değildir. Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak açıkça ilan ediyoruz: Kazanılmış haklarımız; hiçbir ideolojik tartışmanın malzemesi, hiçbir siyasi pazarlığın konusu yapılamaz! Bizim bir milim dahi geri adım atmaya niyetimiz yoktur. Kadın mücadelesi, yalnızca mevcut hakları korumak değil, bu hakları geliştirmek ve hayatın her hücresine yaymak için vardır. Bir asırlık bu kararlılıkla, haklarımızı savunmaya ve büyütmeye devam edeceğiz!
Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak; sadece yasaların uygulayıcısı değil, toplumsal cinsiyet eşitliğinin de savunucusuyuz. 100 yıl önce bu yolu açan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu meşaleyi elden ele taşıyan, mücadeleyi tırnaklarıyla büyüten tüm öncü kadınlara sonsuz teşekkür ve minnetlerimizi sunuyoruz. Onların mirasını, ataerkiyle her alanda hesaplaşarak ve dayanışmamızı büyüterek geleceğe taşıyacağız.
Yaşasın Kadın Dayanışması, Yaşasın Tam Eşitlik Mücadelemiz! Türk Medeni Kanunu'nun 100. Yılı Kutlu Olsun!
Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi
17.02.2026