Bursa Barosu Başkanı Öztosun: Tüm mesele hukukun üstün olmaması
Yayın Tarihi: 20 Ocak 2025
Güncelleme Tarihi: 13 Haziran 2025
Akademik meslek odaları, sendikalar ve sivil toplum örgütlerince 1000 gündür tutuklu bulunan Gezi Davası sanıkları için basın açıklaması yapıldı. Bursa Akademik Odalar Birliği ortak salonda düzenlenen basın açıklamasına Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun da katıldı. Ortak açıklamayı, TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Murat Korkut okudu. İktidara seslenilen açıklamada “Şehir Plancıları Odası Onur Kurulu Üyesi Tayfun Kahraman, Mimarlar Odası Avukatı Can Atalay'ın da aralarında bulunduğu arkadaşlarımız 1000 gündür cezaevinde tutuluyor. Gezi direnişi ve bu direnişin parçası olmuş herkes, tarih karşısında ve toplum vicdanında tertemiz ve lekesizdir” denilerek iktidara “Hukuku ve yargı organlarını siyasal çıkarlarınız doğrultusunda kullanmaktan vazgeçin” çağrısı yapıldı.
Katılımcılara hitaben konuşan Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun da, gezi yargılamaların, siyasi iktidarın yargıyı araçsallaştırarak intikam alması şeklinde yorumladı. Öztosun şöyle konuştu:
“Toplumu susturma, demokratik güçleri susturma, hukuku askıya alma davası… Bu davalar 2017 referandumundan sonra da iyice çığırından çıktı. Artık bu ülkede hukukun üstünlüğü yok. Demokrasi yok. İktidar yargıyı sopa gibi kullanıyor. Son aylarda yaşanan kayyım örneklerinde olduğu gibi, muhalif belediyelere yapılan operasyonlarda olduğu gibi, hukuk ayaklar altına alınmış durumda. Hukukun üstün olmadığı, üstünlerin kendi hukukunu yarattığı yerde hiçbir şey olmuyor. Demokrasiden, ekonomiden, insan haklarından eser kalmıyor. Sadece muhaliflerin yargılandığı sistemde koskoca kara delik oluşuyor. O kara delik tüm etik değerleri, ahlakı da yutuyor. Temel problem buyken, sanki 82 Anayasası'ndan eser kalmış gibi… ki yüzde 80'den fazlası değişti. Şimdi piyasaya yeni bir sivil anayasa önerisiyle çıkıyorlar. 2010'da, 2017'de de aynı önermeyi yapmışlardı. Demokrasi gelecekti, hukuk üstün olacaktı, yargı bağımsız ve tarafsız olacaktı, insan haklarında sınıf atlayacaktık, ekonomide şahlanacaktık. Maalesef tam tersi oldu ve ülkemizde yaşadığımız tüm krizlerin kaynağı oldu.
Gezi Davası da sembollerden biri... Bir kısım sanıkların cezası Yargıtay tarafından onandı. Şerafettin Can Atalay'ı cezaevinde de ziyaret etmiştim. Anayasa Mahkemesi'nden iki kere bireysel hak ihlali karar almıştık. Anayasa'da açık hüküm olmasına rağmen uygulamadılar ve Anayasayı da katlettiler.
Tüm problem sistem ve sistemi elinde bulunduran iktidar sahiplerinden kaynaklanıyor. İktidarı kaybetmemek, paylaşmamak için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar. 2017'de başlayan rejim değişikliğini bambaşka bir yöne doğru çevirmeye başladılar. Biz tabii ki mücadeleden vazgeçmiyoruz. Önümüze konan hukuksuz düzene itiraz ediyoruz.”
Katılımcılara hitaben konuşan Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun da, gezi yargılamaların, siyasi iktidarın yargıyı araçsallaştırarak intikam alması şeklinde yorumladı. Öztosun şöyle konuştu:
“Toplumu susturma, demokratik güçleri susturma, hukuku askıya alma davası… Bu davalar 2017 referandumundan sonra da iyice çığırından çıktı. Artık bu ülkede hukukun üstünlüğü yok. Demokrasi yok. İktidar yargıyı sopa gibi kullanıyor. Son aylarda yaşanan kayyım örneklerinde olduğu gibi, muhalif belediyelere yapılan operasyonlarda olduğu gibi, hukuk ayaklar altına alınmış durumda. Hukukun üstün olmadığı, üstünlerin kendi hukukunu yarattığı yerde hiçbir şey olmuyor. Demokrasiden, ekonomiden, insan haklarından eser kalmıyor. Sadece muhaliflerin yargılandığı sistemde koskoca kara delik oluşuyor. O kara delik tüm etik değerleri, ahlakı da yutuyor. Temel problem buyken, sanki 82 Anayasası'ndan eser kalmış gibi… ki yüzde 80'den fazlası değişti. Şimdi piyasaya yeni bir sivil anayasa önerisiyle çıkıyorlar. 2010'da, 2017'de de aynı önermeyi yapmışlardı. Demokrasi gelecekti, hukuk üstün olacaktı, yargı bağımsız ve tarafsız olacaktı, insan haklarında sınıf atlayacaktık, ekonomide şahlanacaktık. Maalesef tam tersi oldu ve ülkemizde yaşadığımız tüm krizlerin kaynağı oldu.
Gezi Davası da sembollerden biri... Bir kısım sanıkların cezası Yargıtay tarafından onandı. Şerafettin Can Atalay'ı cezaevinde de ziyaret etmiştim. Anayasa Mahkemesi'nden iki kere bireysel hak ihlali karar almıştık. Anayasa'da açık hüküm olmasına rağmen uygulamadılar ve Anayasayı da katlettiler.
Tüm problem sistem ve sistemi elinde bulunduran iktidar sahiplerinden kaynaklanıyor. İktidarı kaybetmemek, paylaşmamak için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar. 2017'de başlayan rejim değişikliğini bambaşka bir yöne doğru çevirmeye başladılar. Biz tabii ki mücadeleden vazgeçmiyoruz. Önümüze konan hukuksuz düzene itiraz ediyoruz.”