DOĞAYI SAVUNMAK ADALETİ SAVUNMAKTIR: MÜCADELEYE DEVAM EDİYORUZ!
5 Haziran Dünya Çevre Günü, bizler için sadece bir kutlama ya da doğaya övgü günü değil; sermayenin ve yatırımların hızlandırılması adına etkisizleştirilen hukuki mekanizmalara, çevre hakkını hiçe sayan idari pratiklere karşı yükseltilen bir hukuki direniş günüdür. Bugün çevre hakkı; yalnızca ağaçların ve akarsuların varlığını sürdürmesi değil, yurttaşların sağlıklı gıdaya, temiz suya erişim hakkı ve gelecek nesillerin yaşam güvencesidir.
Ne yazık ki, Anayasa'nın 56. maddesiyle koruma altına alınan bu temel insan hakkı, bugün ekonomik kalkınma dayatmaları ve sermaye odaklı genelgelerle işlevsiz hale getirilmektedir. Çevresel denetimleri "bürokratik engel" olarak gören anlayış, doğayı ve yaşam alanlarını korumaya çalışan yerel halkı ve hak savunucularını ise fahiş bilirkişi ücretleri, yargılama masrafları ve bitmek bilmeyen keşif giderleriyle adeta adalete erişim barajlarının arkasına itmektedir. Devam eden davalara rağmen sürekli yenilenen ÇED süreçleri, değiştirilen mevzuatlar ve yargı kararlarını arkadan dolanan idari izinler; şirketler ile yaşamı savunanlar arasındaki yargısal eşitsizliği derinleştirmektedir.
Bu eşitsizliğin ve ekolojik talanın en somut, en yaralayıcı örneklerini ne yazık ki kendi evimizde, Bursa'mızda ve çevre ilçelerimizde çok yakından yaşıyoruz. Kirazlıyayla'dan kentin sanayi baskısı altındaki tarım ovalarına, su kaynaklarımızı tehdit eden maden faaliyetlerinden dağ yörelerimize kadar yaşam alanlarımız kuşatma altındadır. Doğasını, toprağını ve suyunu korumak isteyen yurttaşlarımız, bu haklı mücadelelerinde önce dilsel şiddetle itibarsızlaştırılmakta, ardından "kalkınma düşmanı" ilan edilerek hukuki ve idari baskılarla sindirilmeye çalışılmaktadır. Oysa çok iyi biliyoruz ki; bu baskılara karşı direnenler, toplumun ortak geleceğini ve kamusal varlıklarını koruyan gerçek vatanseverlerdir.
Bursa Barosu olarak, gücünü nereden alırsa alsın doğayı metalaştıran, hukukun üstünlüğünü ve bağımsız yargı denetimini sermayenin hizmetine sunmaya çalışan her türlü girişimin karşısındayız.
Bir kez daha yüksek sesle haykırıyoruz:
Adaletin tesis edilemediği bir düzende çevreyi korumak, çevrenin korunamadığı bir düzende ise adaleti yaşatmak mümkün değildir. En mükemmel kanunlar bile bağımsız, tarafsız bir yargı ve şeffaf bir katılım mekanizması olmadığı sürece doğayı korumaya yetmez.
Doğayı korumak ile hukuku korumak, ekolojiyi savunmak ile ekmek kadar, su kadar aziz olan adaleti savunmak aynı mücadelenin ayrılmaz parçalarıdır. Sesimizin ne kadar duyulduğuna bakmaksızın; Bursa'nın toprağı, suyu, havası ve insanı için hukuksal mücadelemize kararlılıkla devam edeceğiz.
BURSA BAROSU ÇEVRE VE KENT HUKUKU KOMİSYONU