AVUKAT GİRİŞİ

“Şiddetsiz Toplum Kampanyası Çalıştayı”

TBB Yönetim Kurulu Üyesi Av. Asude Şenol'un koordinasyonunda, toplumu şiddetten arındırmak için kampanya başlatıldı

46 baronun temsilcilerinin katılımıyla "Şiddetsiz Toplum Kampanyası Çalıştayı" gerçekleştirildi. Türkiye Barolar Birliği'nde gerçekleştirilen ve Bursa Barosu'nu yönetim kurulu üyesi Av. İlker Yılmaz'ın temsil ettiği çalıştayı, TBB Yönetim Kurulu Üyesi, Bursa Barosu önceki başkanlarından Av. Asude Şenol'un koordinatörlüğünde yapıldı. TBB Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu'nun da katıldığı çalıştayın sonunda deklarasyon yayınlandı.

Anayasa Mahkemesi Başkanlığı, Yargıtay Başkanlığı, Danıştay Başkanlığı, Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığı, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Danıştay Başsavcılığı, İl Valilikleri, İl Cumhuriyet Başsavcılıkları ve İl Emniyet Müdürlüklerine gönderilen deklarasyonda şöyle denildi:

“Söz konusu çalıştayda, toplumu şiddetten arındırmak için yapılması gereken hususlar tartışılmış, çözüm önerileri üzerinde görüş alışverişinde bulunulmuştur.

Kampanya sürecinde, tüm Türkiye'de ilgili kurum, kuruluşlar ve sivil toplum örgütleriyle iletişim kurularak bu çözümlerin hayata geçirilmesi için etkili girişimlerde bulunulması amaçlanmaktadır.

Bu çerçevede, yargı uygulamalarına ilişkin bazı önemli sorunların ve hukuka aykırılıkların acilen ve bir kez daha dile getirilmesinde fayda görülmüştür. Ancak önemle belirtmek gerekirse, çözüm bekleyen sorunlar bunlardan ibaret değildir.

Buna göre;

1- Avukatların görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle uğradıkları saldırılar, Avukatlık Kanunu'nun 57. maddesi uyarınca hakime karşı yapılmış kabul edilir. Uygulamada, bir hakim veya savcıya yönelik ağır eleştiri bile çoğu zaman soruşturma konusu yapılıp tutuklama kararı verilmesine gerekçe teşkil etmektedir. Buna karşın avukatların, hatta baro başkan ve yöneticilerinin silahla yaralandığı, yumruk ve tekmeyle darp edildiği pek çok olayda maalesef polis, jandarma, Cumhuriyet savcıları ve hakimler aynı hassasiyeti göstermemektedir.

2- Bazı hakimler, savcılar ve kolluk görevlileri; avukatın yargının kurucu unsuru olduğu gerçeğini zedeleyen, avukatı uyuşmazlığın makam itibariyle değil şahıs itibariyle tarafı yerine koyan, dolayısıyla uyuşmazlık konusu olayı kendileri açısından kişiselleştiren tavır ve davranışlar sergilemektedir.

3- Bazı hakimler, savcılar ve kolluk görevlileri; şüpheli, sanık veya mağdurla ve hatta avukatla konuşmalarında resmi konuşma üslubundan uzaklaşabilmektedir.

4- Özellikle kamu görevlisi olan ceza uzlaştırmacılarının, mağdurların iradesini doğrudan veya dolaylı olarak baskı altına almak suretiyle uzlaşma sağladığına, bu durumun bilhassa şiddet mağduru kadınlar açısından büyük hak kayıplarına neden olduğuna dair şikayetler artmaktadır. Kamu görevlilerinin uzlaştırmacı olarak görevlendirilmesi uygulamasına son verilmelidir.

5- İş yükü gerekçe gösterilerek, iddia veya savunmada bulunan avukatların sözleri sıklıkla kesilmekte, avukatlık mesleğinin icrası bu anlamda kısıtlanmaktadır.

6- Hastalık raporu, izin, seminer görevlendirmesi ve sair gerekçelerle duruşmaların sürekli ertelenmesi sebebiyle, kadının ve çocuğun korunması açısından acilen verilmesi gereken tedbirler bile gecikebilmektedir.

7- Suça sürüklenen çocukların/çocuk şüphelilerin ifadeleri, zaman zaman, mevzuata aykırı şekilde, "savcı talimatı var" denilerek kolluk tarafından alınmaktadır.

8- Ceza soruşturmasında kanuna açıkça aykırı olarak, "mülakat", "yer gösterme", "sohbet" gibi adlar altında şüphelinin müdafi gelmeden fiili ifade alma uygulamaları yapılmaktadır. Daha sonra, kovuşturma evresinde, bu işlemlere dair tutanaklar dosyaya konulmaktadır. Doğrudan dayanılmıyor gibi görünse de bunlar, hükme fiili dayanak teşkil edebilmektedir.

Netice ve talep:

1- Kanunların yorumuna ilişkin konuların aydınlatılması ve uygulama yanlışlarının düzeltilmesi amacıyla, Türkiye Barolar Birliği ve barolarımız, ülke çapında ve il bazında tüm uygulamacıları bir araya getirecek çalıştayları ilgili kurum ve kuruluşlarla düzenlemeye ve projeler üretmeye hazırdır.

2- Avukat, hakim, savcı, kolluk görevlisi, icra dairesi memuru ve diğer adliye çalışanları için iletişim ve bu çerçevede beden dili eğitimleri düzenlenmelidir. Bu eğitimlerin, mesleğe hazırlık aşamasında da ilgili müfredat programlarına alınması gereklidir. Söz konusu eğitimlerin, uzaktan eğitim ve/veya yüz yüze eğitim şeklinde olması mümkündür. Türkiye Barolar Birliği bu konuda üzerine düşeni yapmaya hazırdır.

3- Avukatın yargının kurucu unsuru olduğu hususunda toplumun bilinçlendirilmesi ve hukuk uygulayıcılarının daha özenli davranmalarının sağlanması için Türkiye Barolar Birliği ilgili tüm kurumlarla çalışma yapmak istemektedir.

4- Tutuklama, tutuklunun bakımına muhtaç çocuk, yaşlı veya engelli bir kişinin tedbir alınmaz ise mağduriyet yaşamasına neden olmaktadır. Tutuklama kararını veren hakimin, bu hususu da araştırması ve gereken hallerde sosyal destek sağlayacak kurumlara bilgi vermesi uygulaması geliştirilmelidir.

5- Tutuklu çocuklarda, yargılama yeri ve tutukevi aynı yerde değil ise, CMK kapsamında ikinci bir avukatın tutukevinde çocuğa hukuki yardımda bulunması ve çocuğu, duruşmaya çıkacak avukatla irtibatlı olarak duruşmaya hazırlaması sağlanmalıdır. SEGBİS'le ifade verilmesi halinde bu avukat, çocuğun mutlaka yanında bulunmalıdır.

6- CMK kapsamında soruşturmada çocuğa baro tarafından avukat görevlendirilen hallerde, kural olarak, aynı avukat kovuşturmada da görevlendirilmelidir.

7- Hukukun üstünlüğünün sağlanması ve demokrasinin işletilmesi için toplumun şiddetten arındırılması vazgeçilmez bir ön şarttır. Şiddetsiz Toplum Kampanyamız çerçevesinde yapacağımız tespit, değerlendirme ve çalışmalarımız hakkında ilgili kurum ve kuruluşlar ile toplumumuz düzenli olarak bilgilendirilecektir.

8- Her sorunu, öncelikle, etkili ve yapıcı iletişim yoluyla çözmeyi denemek zorunda olduğumuza inanıyoruz. Toplumu şiddetten arındırmak, hepimizin sorumluluğundadır. Bu çerçevede görüş, öneri ve iş birliği isteğimizi ifade ediyoruz.”

İlgili Fotoğraflar